Blog

ProjectBlog: Hayatımızdaki Algoritmalar

Blog: Hayatımızdaki Algoritmalar


Teknolojinin bizlere sunduğu imkanlar, artık kontrol mekanizmamızla idare ettiğimiz fırsatlar olmaktan çıkıp, bizleri kontrol eden, hayatımıza yön veren bir güç haline gelmiştir. Kullandığımız aygıtlar, sosyal medya platformları, web sayfaları arka tarafta birbirinden farklı sistemler tarafından idare edilirken, hepsinin mantığını oluşturan tek bir kavram vardır: Algoritma

Algoritma Nedir?

Türkistan’lı âlim El-Harezmi’nin Cebir adlı kitabında ilk kez değindiği kavram olan algoritmayı; bir problemin çözümünde izlenen en sade ve hızlı yololarak tanımlayabiliriz. Algoritma, daha çok matematik ve programlama alanında kullanılan bir terim olmasına rağmen, farkında olmadan günlük faaliyetlerimizde sıklıkla faydalandığımız bir çözüm yoludur. Yaptığımız işlerde, ulaşmak istediğimiz sonuca en sade ve hızlı yolla erişmek için çeşitli denemeler yapar ve sonunda doğru yolu bulmak için çaba gösteririz. İş hayatımızda, gündelik işlerimizde ve bir çok farklı mecrada doğru yolu bulmak için strateji geliştirmek durumunda kalırız.

· Evde çay demlerken belli bir sıra dahilinde işlemleri gerçekleştirir akabinde lezzetli, tavşan kanı çayı içmek isteriz. Eğer adımlardan birini atlarsak istediğimiz sonuca ulaşamamış olur, tatsız bir çay içmek durumunda kalırız.

· İş yerinde işimizle alakalı strateji geliştirirken mutlak surette ulaşmamız gereken bir hedef-sonuç vardır ve bu sonuca varmak için teknik bilgilerimizi kullanarak çalışmalar yaparız.

· Eğer hazırlandığımız bir sınav varsa, o sınavda almak istediğimiz puanı veya başarıyı hedef koyarken belli bir yol haritası çizeriz. Bu yol haritasını belirlerken en kısa, en hızlı ve en verimli çalışma yolunun tespitini yaparız.

Algoritma da aynen böyledir; ulaşmak istediğiniz hedefe adım adım, en kısa ve sade yolla varmanızı sağlayan yolun kendisidir algoritma.

Algoritma sonuç değil, sonuca giden yolun ta kendisidir

Algoritma ne yapar?

Belli sayıları sıralamaktan, yüz tanıma sistemlerine ,uçak fiyatlarının belirlenmesinden ,sosyal medya platformlarının bizlere sunduğu önerilere kadar bir çok alanda algoritmaya başvurulur.

Peki algoritma nasıl çalışır ?

Öncelikle, karşısındaki nesneyi, sistemi, düşünceyi anlamak için onu en küçük ayrılabilir parçalarına böler, sonrasında da bu parçalar arasından doğadan edindiği gözlemlerle bir ilişki kurmaya çalışır. Her bir parçayı hem birer birim olarak, hem de bütün bir sistemin parçası olarak modeller.

Algoritma ve Hız

Çağın vebası haline gelen hız, bireyselden kurumsala herkesin yakasına yapışmış, üzerinde kafa patlatılan bir konu haline gelmiştir. Dünya’nın önde gelen şirketlerinin artık hızda maksimuma ulaşmak için okyanusun ortasına serverlar yerleştirdiklerini biliyor muydunuz? Hıza vurgu yapmak için Wallstreet’e yakın olmak adına serverlarını okyanusun ortasına kuran algoritma şirketlerinden bahsedebiliriz. Serverların merkeze yakın olması algoritmanın daha hızlı çalışmasını ve işlemlerin hızlı netice vermesinden kaynaklı, borsada işlem yapan şirketlerin daha çabuk aksiyon almasını sağlıyor.

Manhattan’daki dairelerin bazılarında insanlar yerine artık serverlar ikamet ediyor.

Algoritma Bizi Nasıl Etkiler?

Yıllar önce e-ticaret siteleri ayakkabı isteyenlere diğer ayakkabıları önererek kategori bazında tavsiyeler vermeyi yeterli görüyordu. Aynı şekilde youtube da önerilen videolar sekmesinde, kategori ve başlık gibi çok temel veriler baz alınarak öneride bulunuyordu. Geçtiğimiz bir kaç yılda ise bu basit algoritmalar yerlerini, makine öğrenmesi ile desteklenmiş, kişisel sonuçlar sunan, daha gelişmiş sistemlere bıraktılar. Bu da demek oluyor ki internette size ürün, resim ve video gibi önerilerde bulunan neredeyse bütün büyük site ve uygulamalar, dijital vücut dilini tespit etmek için birbirleriyle yarışıyor. Dijital vücut dili ise youtube üzerinden örnek verirsem; hangi videoları izlediğiniz, kaç saniye izlediğiniz, beğenip beğenmediğiniz, yorumlarınız, paylaşımlarınız, hangi kapak fotoğraflarına tıkladığınız, hangi kelimelerin daha çok ilginizi çektiği, hatta telefonda hangi noktalara daha sık dokunduğunuz gibi aklınızın alamayacağı binlerce kullanıcı davranışının toplamıdır. Youtube, bu binlerce veriyi makine öğrenmesinden geçirdikten sonra son halini gördüğünüz öneriler video sekmesinde size kişiselleştirilmiş olarak sunar. Ve bunların hepsinin arka planda bir sayfa yenilenmesi süresinde yapıldığını biliyor muydunuz? İnternetteki buna benzer öneri sistemleri ise her geçen gün tercihlerimizi daha fazla etkilemeye devam ediyor.

Algoritmaların size destek mi yoksa köstek mi olacağına karar vermek bir bakıma sizin elinizde. İnternetteki tüm davranışlarınız kurgulanamayacak olsa da, algoritmalara verdiğiniz bazı sinyalleri seçerken çok daha dikkatli davranmalısınız. Yakın bir arkadaşınızla her gün fast food üzerine konuşursanız sizi muhtemelen fast food yemeye, sağlıklı beslenmenin faydalarından konuşursanız sizi salata yemeye götürecektir. Dijital alan da aynen böyledir. Siz eğer youtube’da saçma sapan videolar izler, sosyal medyada içi boş paylaşımların peşinden koşarsanız bu platformlar da sizin dijital vücut dilinizi bu şekilde algılayıp size bu doğrultuda içerik sunacaktır. İleride olmak istemediğiniz yerde olmamak için algoritmayı lehinize çevirip içi dolu, kişisel gelişiminize katkı sağlayacak içerikleri izleyerek dijital vücut dilinizi değiştirebilirsiniz. Emin olun bir süre sonra dijital vücut dilinizin sağlığına kavuşmasıyla birlikte değişimin farkına varacaksınız.

Bazı algoritma örneklerini gelin beraber inceleyelim.

Google Algoritması

Günlük hayatımızda aradığımız her türlü bilgiye hızlı ve kolay bir şekilde ulaşmak için arama motorlarını kullanıyoruz. Dünyada birçok arama motoru olmasına rağmen bunlardan Google diğerlerine göre açık ara daha fazla kullanılıyor. Eğer Google’ın diğerlerine göre farkı ne diye sorarsanız, vereceğimiz cevap aranılan bilgiye diğerlerinden daha tutarlı bir şekilde ulaşması olabilir. Bu tutarlılığın temelinde de Google’ın algoritmaları yatıyor.

Google üzerinden her gün milyarlarca arama yapılıyor. Arama motoru üzerinden Algoritma kelimesini aratınca 0.50 saniyede yaklaşık 8.5 milyon sonuç veriyor. Google’un sunduğu 8.5 milyon sayfanın sıralamasının doğru ve istenen sonuca göre olması için devasa bir algoritma kullanır. Google sayfaların içeriğinden değil birbirine linklenmesinden faydalanır. Her bir sayfayı kaynak gösterildiği ve kaynak gösterdiği link adedine göre puanlar ve arama sonucunda birbiri ile ilişkili sayfaları rank sıralaması ile kullanıcılarına sunar. Gelecekle ilgili tüm bilgiyi şimdiki zamandan yola çıkarak bulur.

Başlıca Google algoritmalarını Panda, Penguin, Hummingbird, Pigeon, Mobile, Rankbrain, Possum ve Fred olarak sıralayabiliriz.

Instagram Algoritması

2016 yılına kadar instagramın algoritması kronolojik bir yapıya sahipti ve takip ettiğiniz kişi ya da sayfaların gönderileri yeniden eskiye doğru sıralanıyordu. Bu algoritma sistemi tüm gönderilerin %70’ini, arkadaşlarının paylaşımlarının %50’sini kaçırmanıza yol açıyordu. Yapılan algoritma değişikliği, arkadaşlarınızın gönderi ve paylaşımlarının %90’ını görmenizi ve uygulamada daha fazla vakit geçirmenizi sağladı.

Instagram algoritması nasıl çalışıyor?

Öncelikle instagram, machine learning (makine öğrenmesi) dediğimiz sistemi kullanarak sizin kullanım alışkanlıklarınızı belirler ve size özel bir içerik sunar. Fotoğrafları mı daha çok beğeniyorsunuz yoksa video izlemekten mi hoşlanıyorsunuz, hangi arkadaşınızla daha fazla etkileşimdesiniz gibi alışkanlıkları analiz eden instagram, algoritma sayesinde size her zaman en iyi sonuçları sunacak benzersiz bir içerik sağlar.

Instagram bu içeriği nasıl sağlıyor?

Daha önce paylaşılan, benzer gönderilere verdiğiniz tepkileri analiz eden algoritma, eğer yeni içeriği beğeneceğinizi ve hoşunuza gideceğini düşünüyorsa o paylaşımı sizin önünüze düşürür.

Paylaşım yapan kişiyle ne kadar yakın ilişkide olduğunuz, daha önce etiketlenip etiketlenmediğiniz, gönderilerine yorum yapıp yapmadığınız, algoritma için önem arz etmekte ve paylaşımları size gösterirken kullandığı sıralama ölçütlerinde etkili olmaktadır.

Paylaşımların güncel olması, ne sıklıkla uygulamanın kullanıldığı, takipçi sayısı gibi bazı kriterler de algoritmayı etkileyen etkenler arasında gösterilebilir.

Netflix Algoritması

Dünya üzerinde 100 milyondan fazla aboneye hizmet veren Netflix, abonelerine benzersiz görseller sunmak için yine abonelerin izleme geçmişlerinden ve deneyimlerinden yararlanarak, görsel kompozisyonlar ve insan psikolojisi hakkında bilgi sahibi algoritmalar kullanıyor. Bunun amacı ise , abonelerinin sitede geçirdiği zamanı artırarak daha fazla içerik tüketmelerini sağlamak. Bu konuda işini şansa bırakmıyor.

Netflix’in analizine göre;

  • Bir insanın dikkatini 90 saniye içerisinde yakalayamazsanız kişi başka bir etkinliğe yöneliyor
  • İnsanların bir içeriği izlemeye karar verirken kapak fotoğraflarının %82’lik etkisinin olduğu düşünülüyor

İnternette gezinirken onlarca yüzlece içerik arasında dolaşır, neredeyse sonsuz içerikle karşı karşıya kalırız. Seçeneklerin bu denli çok olması dikkat seviyemizi düşürür ve beynimizi gelen bilgileri hemen işleyerek çabuk şekilde karar almaya zorlar. Böyle bir durumda karar verme noktasında görseller yazılardan daha etkili olur. Algoritma burada devreye girer ve söz konusu içeriği izlemeniz için size göre doğru olacağını düşündüğü resimleri kullanarak sizi teşvik etmeye başlar.

Örneğin; eğer son zamanlarda romantik filmleri fazla izlediyseniz, yeni izleyeceğiniz filmin kapak görseli algoritma tarafından o filmin içinden alınmış romantik bir kare üzerinden tasarlanır. Ya da komedi hayranıysanız aynı şekilde algoritma kapak görselinde size komik görseller sunar.

Aslında Netflix algoritması kendini kullanıcılarından beslenmekte. Netflix kullanıcısı olarak sunulan içerikleri izlerken bu algoritmanın işine yarayacak verileri üretecek bir dizi davranışsal deneye katılıyorsunuz. Hangi kategorileri izlediğiniz, hangi programları izlediğiniz, ne zaman izlediğiniz ve bütün bunları ne kadar süre izlediğiniz gibi veriler, bahsettiğimiz algoritmanın daha iyi geliştirilebilmesi açısından paha biçilmez bilgilerdir. Bunlardan yola çıkılarak size özel yeni içerik tavsiyeleri hazırlanır.

Netflix içerikleriyle alakalı kapak görsellerini çeşitlendiriyor ve birden fazla kapak görseli kullanıyor. Yukarıda bahsettiğim 90 saniye kuralıyla ilişkili olan bu özelliği sayesinde görsel zekaya hitap ediyor ve ürünün tercih edilmesi için algoritma geliştiriyor.

Netflix, geçmişte bu konuda yaptığı başarılı-başarısız birçok denemeden sonra geldiğimiz noktada işin uzmanı olmuş gibi görünüyor.

İnternet üzerinde karşılaştığınız rastlantıların aslında akıllıca tasarlanmış algoritmaların eseri olduğunu unutmayalım.

Algoritma Niçin Önemli ?

Dünyanın en büyük şirketleri algoritmayı bu kadar önemserken, tüm stratejik planlarını algoritma üzerinden yaparken, bizler de hayatımızın her alanında algoritmanın nimetlerinden faydalanmalıyız, mantığını oturtmalıyız. İlkokul birinci sınıftan itibaren çocuklarımıza muhakkak algoritma eğitimi vermeliyiz. İnanın matematikten daha önemli bir konudan bahsediyoruz. Algoritma bilgisini temelde almış bir çocuk, düzenli ders çalışmayı, her şeyi doğru zamanda yapmayı, düzenli yaşamayı öğrenir. Başarıya giden yolda çok önemli bir aşama katetmiş olur. Üreten bir neslin hayalini kuruyorsak algoritma mantığını, akabinde programlama mantığını çocuklarımıza empoze etmeliyiz. Aksi takdirde sadece hayallerimizle yetiniriz.

“Çözümde görev almayanlar, problemin bir parçası olurlar.”

Goethe

Source: Artificial Intelligence on Medium

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back To Top
a

Display your work in a bold & confident manner. Sometimes it’s easy for your creativity to stand out from the crowd.

Social